Ali Baturay

 

İnsan odaklı düşünememek

23 August 2016, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

“Kaynak yetersizliği” bu ülkede en çok duyduğumuz sözlerden birisidir...

Yıllar içerisinde üretimden koparılarak, tüketim toplumu haline getirilen bir ülkede “maddi sorunlar” tabii ki normaldir.

Üretimden kopmayan kesim ise bin bir türlü sorunla uğraşıyor.

Üretmek bir dert, ürettiğini satabilmek başka bir dert...

Sattığının parasını alabilmek en büyük dert.

Ürünü devletin alması, güle oynaya para alabileceğiniz anlamına gelmiyor tabii ki.

Çiftçinin, hayvancının, narenciyecinin, patatesçinin sorunu da bu zaten; sattığının bedelini erken alamamak.

Bütün bakanlıklara bütçeden ayrılan pay hep yetersiz bulunuyor.

Özellikle de sağlık, eğitim ve tarıma ayrılan bütçe hiçbir zaman yeterli olmamıştır.

Devlet çalışanlarının maaşlarını dahi Türkiye’den katkı almaksızın ödemenin zor olduğu ülkemizde elbette maddi sıkıntılar, ülkemizin hep gündemindedir.

Türkiye ile imzalanan ekonomik program her alan için bir beklenti yaratıyor, gecikmesi zincirleme aksamalara neden oluyor...

Bir türlü kendi ayaklarımızın üzerinde duracak noktaya gelmiyoruz.

Bunu ne kadar istediğimiz ve ne kadar çaba gösterdiğimiz de tartışılır tabii ki.

“Türkiye nasıl olsa açıklarımızı kapar, bir şekilde katkı yapar” zihniyeti bizim bir şeyler yapıp, kendimize yeter hale gelmemizin önünde engeldir.

Daha onurlu bir yaşam için, sürekli el açıp, para dilenmeyeceğimiz bir düzen için çaba sarf etmeliyiz.

Kendi ayaklarımızın üzerinde durursak, dayatmalara maruz kalmayız...

Lâfı çok uzattık, mademki hemen şimdi kendimize yetemiyoruz ve bir süre daha maddi sıkıntı ya da kaynak yetersizliği çekeceğiz, o zaman önceliklerimizi belirlemeliyiz.

Sanırım bu konuda da sıkıntılarımız var.

Önceliklerimizi belirleyemiyoruz, çok müsrifiz, hükümetler hep gereksiz harcamalar yapıyor...

Devlet kaynakları çok hovardaca harcanıyor, “Partimiz ve partililerimiz için ne koparabiliriz?” derdine düşülüyor, ihtiyaç fazlası personel istihdam ediliyor, müşavirler yaratılıyor.

Ancak esas harcanması gereken yerler hep ihmal ediliyor.

İnsan odaklı icraatlar, yatırımlar göremiyoruz...

Hükümetin de yerel yönetimlerin de bütün icraatları insan odaklı olmalıdır...

Her zaman insan sağlığı ve güvenliğini ön planda tutmaları gerekir.

Sorsanız, “Biz zaten öyle yapıyoruz” diyecekler.

Öyle diyorlar ama hem hükümet hem de yerel yönetimler, insanı direkt ilgilendiren birçok konuda maddi sıkıntıları öne sürüyorlar...

Eğer hükümetler ve yerel yönetimler, insan odaklı bir zihniyet taşısaydı, halen asbestli su borusu kullanılmazdı.

Kansere yol açtığı kanıtlanan asbestin, 2006 yılında AB’de kullanımı yasaklandığı halde, Lefkoşa, Girne, Mağusa gibi büyük kentlerin şebekelerinde halen asbestli boru kullanılıyor olması aslında insana değer verilmediğini gösterir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tüm dünyada yasakladığı asbesti kullanmaya devam etmek tam bir cinayettir.

İşte bu gibi insan sağlığını direkt ilgilendiren konularda “para yok”, “kaynak yok” gerekçesine sığınmamak gerekir.

İnsan sağlığı söz konusu olduğunda, mutlaka o kaynak bulunup, o sorun halledilmelidir.

Şimdi ben otursam, size nerelerden kesip de buraya yatırılması gerektiğini sıralayabilirim.

İnsana değer verilseydi, çok daha büyük bir sorun olmasına rağmen Lefke’deki CMC maden atığı sorunu dahi halledilirdi.

Para ayrılsa ve her yıl kademe kademe temizlense bugüne kadar bu sorun bitirilmiş olurdu.

İnsan odaklı düşünmeyince, sorunları çözme niyeti olmayınca ve hep popülist davranınca tabii yakıcı sorunlar da yerinde duruyor.

İnsanların kanser olmaması için hiçbir çaba sarf etmezken, bir de “Neden kanser oluyoruz? Kanser vakaları neden bu kadar arttı?” diye sorup duruyorlar.

Aslında nedeni onlar da biliyorlar ama itiraf etmek işlerine gelmiyor.

İnsan sağlığı korunamadıktan sonra paranın ne önemi var ki?

 

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?