Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Memleketin güzelliğini yaşamak…

24 August 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Memleketin güzelliğinin farkına bile varamıyoruz… Devlet makamlar yaratmış, oluşan makamlara insanlar atamış ve onları yetkilerle donatmış… Lakin onlar da o yetkilerini halka hizmet etmeye değil egolarını tatmin etmeye dönük kullanıyorlar… Haksız değiller… Performanslarını nesnel anlamda ölçen kritik eden makam kurum ortada yok… Normal koşullarda idareci demeye şahit aradığınız bu insanlar oraları doldurdular… Hangi ara bunlara bu makamlar teslim edilmiş? Ne için bunlara devlet adına yetki verilmiş anlamak çok zor… Dışardan bakıldığında çok iyi “adam”…Adam lafına da kızarım ama olsun… Bazen bu sıfatı insan nitelemesi bol gelmesine rağmen dil alışkanlığından ötürü kullanıyoruz…

Ülkemiz bu işgüzarlara rağmen hâlâ güzel… Gündelik çıkar çatışmalarını, çekişmeleri bırakıp çevremize baksak bunu daha iyi idrak edeceğiz. Etrafımızdaki coğrafyalar kan gölüne dönmüş… Göç, tecavüz, öldürme, katliam diz boyu… Bu ülkeler bizlerin yaşadığı bu adaya çok yakın… Bazen bu ülkelerdeki çocukların kadınların feryatlarını, çığlıklarını duyarız… Biz ise bu küçük ve yalnız adada, refah içerisinde huzurla yaşayacağımıza, adayı kendimize dar etmişiz. Sistem, ilk kuruluşundan beri bunun üzerine kurgulanmış. Bürokrasinin çarpıklığı bunlardan sadece bir tanesi.

Yokuşçuluk bürokrasisi

Ülkemizde bürokrasi denilince insanlar kilometrelerce uzaklaşmak istiyor… Ülkemizin bürokrasisi adalı sosyolojiye, ekonomik şartlara göre değil hantal ve çok büyük nüfusa göre işlem yapacakmış gibi kurgulanmış… Rol model önce Osmanlı, yani bir imparatorluk, ardından Birleşik Krallık o da imparatorluk… Bu ikisinin karışımı üzerine bürokrasiye bir de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti mevzuatları eklenmiş… 1974’ten sonra ise tipik 1950 model otoriter Cumhuriyet bürokrasisi örnek alınmış… Bolca yurttaş kamuya alınmış… Bu modelden Türkiye kurtuldu biz daha debeleniyoruz… Bir işin yerine getirilmesi için bezdirici belgeler, evraklar, gel-gitler oluşturulmuş… Bunların tümüne yokuş yapmak dersek yanlış olmaz… Ülkenin bürokrasisi “yokuşçuluk” yapmak üzerine kurgulanmış… Bugün hâlâ ülkemizde bazı işlerinizi yapmak istediğinizde önünüze ne yokuşlar çıktığını görmek herkese nasip oluyor…

Bürokrasi yurttaşı koruyor mu?

Bürokrasi bu kadar teferruatlı olmasına rağmen yine de yurttaşın kazıklanmasına engel olunamıyor… Bir örnek vereyim: Müteahhitlerin 10 ayda teslim edeceğim deyip yurttaşlardan on binlerce sterlini toplayıp sonra da 3 yılı aşkın zamanda tamamlamadığı evler için mahkemeye giden yurttaşların karşısına uzlaşma çıkarılıyor… Sadece bir müteahhidin 200 yurttaşa evini 10 ayda teslim edeceğini söyleyip sözleşme yapması sonra da evleri bitirmemesi garip değil mi? Yurttaş 18 bin sterlin vermiş, 3 yıl sonra aracı avukatıyla uzlaşma sağlanmış ve 12 bin sterlin alarak ev sahibi olamadığı gibi 6 bin sterlin de kaybeden yurttaşlar… Yazık günah değil mi? Sonra bunu gündeme bile getirmek neredeyse suç oluyor… Yani bürokrasi iş kurma konusunda zorluklar çıkarıyor ama yurttaşı korumak için değil… İnsanın aklına başka amaçlar için bürokrasinin ağırlaştırıldığı geliyor… Bu iş “adam”ları sonra elini kolunu sallayarak memlekette caka satıyorlar… Bu insanlar bunu yurttaşa nasıl yapabiliyorlar?

İyi örnek hiç mi yok?

Yokuş bürokrasisinin bir istisnası son zamanlarda gitme gereği duyduğum ve çok memnun kaldığım İçişleri Bakanlığıdır… Burada bürokrasi epeyi pratikleşmiş… Hızlıca pasaport almak mümkün… Bu işlerin mimarı Nazım Çavuşoğlu… Güzel işlerden dolayı kendisini tebrik etmek isterim…

Özetle, ada bürokrasisi biraz buradaki hayatı güvenceye alma, devletin gelirlerini koruma ve yurttaşların menfaatlerini savunma odaklı olmalıdır… Öbür türlü bu emlak işinden binlerce mağdur yaratıp sonra da bunların kayıplarıyla, ahlarıyla yaşamak hiçbirimize yakışmaz… Bu güzel adayı kendimize açık hava hapishanesi kılmak istemiyorsak, tüm güzelliklerini yaşayarak güzel bir ömür sürmek istiyorsak bu dönüşümü gerçekleştirmek zorundayız.

 

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!