Ali Baturay

 

Hataların bedelini niye halk ödesin?

24 August 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ülkemizde en büyük sorunlardan birisi de “yapanın yanına kalır” sistemidir.

Birçok konuda durum böyledir ama devlet kurumlarında durum daha da kötüdür.

Hiçbir zaman kurumları zarara uğratanlardan hesap sorulmamıştır.

Kişiler devlette önemli mevkilere getiriliyor, o kişiler ya bilgisizliğinden, ya beceriksizliğinden, ya da isteyerek istismar ederek bulunduğu yeri batırıyor, zarara uğratıyor ama sonra da hiçbir şey olmamış gibi elini kolunu sallayarak oradan ayrılıyor.

Bu kadar basit yani, batır git kimse sana hesap sormasın...

Bu ülkede gözbebeğimiz dediğimiz Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) battı ama hiç kimse sorumlu tutulmadı.

KTHY kendi başına mı battı?

KTHY’nin batmasında evrensel sorunlar mı etkiliydi, hiç mi orasının yöneticileri sorumlu değildi?

KTHY yok oldu gitti ama gelmiş geçmiş hiçbir yöneticisinden hesap sorulmadı.

Lefkoşa Belediyesi battı, başkent halkı aylarca çile çekti, kent çöp kente dönüştü, halen de sıkıntılar çekiliyor, kime hesap soruldu?

Yenierenköy Belediyesi battı, başkanı istifa etti, şimdi çıkış yolları aranıyor, birine hesap soruldu mu?

Hayır sorulmuyor.

Her iki belediye de sanki kendi kendine batıyor, hiç insan hatası yok.

Sosyal Sigortalar Dairesi sürekli borçlanarak emeklileri ödemek zorunda kalıyor.

Peki çekilen zorluk, geçmişte yapılan hatalardan dolayı değil midir?

Bu hataları işleyenlere neden hesap sorulmuyor?

Cypfruvex, sürekli zorda, bu kurum kendi başına mı zora girdi?

Vakıflar İdaresi’nde geçmişte zararına işler yapılmış, paralar harcanmış, vakfa ait araziler, binalar yok parasına kiralanmış, bunların hesabı soruldu mu?

Hiç sanmıyorum...

Bunlar ilk anda aklıma gelenler, bazı başka önemli kurumlarda daha birçok zararına işler yapılıyor, fahiş paralar ödeniyor, gereksiz harcamalar yapılıyor, bunlardan hesap soruluyor mu?

Kesinlikle hesap sorulmuyor.

Mali yönden devlet kurumlarını denetleyecek olan Sayıştay bu konularda çok yetersiz.

Neredeyse Sayıştay’ın kendine faydası yok.

Son örnek; Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) batmış, onu ayağa kaldırmak için 109 ürüne yüzde 3 oranında fon getirildi.

Yani başkasının batırdığı kurumu ayağa kaldırmak için bütün bir Kıbrıslı Türk halkı cezalandırılıyor.

TÜK’e birisi gelecek beceriksizlik yapacak, birisi gelecek hovardalık yapacak, birisi gelecek partizanlık yapacak, kurumun içine edecek, sonra da onu kurtarmak için halkın cebine el atılacak.

Başkalarının hatasının, ihmalinin, istismarının bedelini neden halk ödüyor?

Bu kurumun gelmiş geçmiş yöneticileri belli değil mi, gelmiş geçmiş bu kurumdan sorumlu bakanlar belli değil mi, hükümetlerde yer almış gelmiş geçmiş siyasi partiler belli değil mi?

Hepsi de belli...

Araştırılsın bakılsın, kim suçluysa bedelini o ödesin kardeşim, neden halk ödüyor?

Yıllarca devlet kadrolarına partizanca insan yığıldı, bu durum hem fırsat eşitliğine tersti, büyük haksızlıktı, hem de devlet kadroları bu yüzden çok verimsiz oldu...

Yığılan kadrolara maaş ödemek için ne devlet gelirleri yetti, ne de halktan toplanan vergiler...

Ne oldu, devlet kadrolarına sırf maaş ödeyebilmek için Türkiye’ye sürekli el açıldı.

Tabii bu nedenle ülkeye dayatılan paketler, başka sorunlar yarattı.

Hiçbir gelen hükümet gidenden hesap sormadı, tam tersine onun yanlışının üzerine kendileri de yanlış inşa etti.

Bedelini de hep ek vergilerle, zamlarla, artışlarla, fonlarla halk ödedi.

Şimdi de yapılmaya çalışılan budur, TÜK’ü kurtaracaklar, bas fonu da tamamdır.

Siz hayatı daha da pahalı yapınca, halk da haklı olarak Güney Kıbrıs’a alışverişe yönelirse o zaman da sakın ağlamayın.

Sakın ola çıkıp da “Aman gitmeyin, etmeyin, bu tarafta alışveriş yapın” demeyin.

Çözüm üretmek için hep kolay yolu seçmeyin, hep elinizi halkın cebine uzatarak çözüm aramayın.

 

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?