Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?!

26 August 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Üniversitelerimizle ilgili yurttaşlar doğru sorular yöneltiyor…
“Siz doktoranızı nereden aldınız?”
“Doçentliğinizi KKTC’den mi yoksa Türkiye’den mi aldınız?”
Dahası, “Profesörlüğünüzü nerden aldınız?” diye soruyorlar…

İş dünyasından çok sayıda patron bu sorularla karşısındakinin akademik durumuyla ilgili bir yargıya varıyor… Acaba kendi kendilerine doktora/doçentlik ve profesörlük unvanı mı veriyorlar diye de çok soran oluyor… Demek ki yurttaş kendi kurumlarına güvenmiyor… Haksız da değiller… YÖK kendisinden onaylı olmak kaydıyla sadece Doktoraları tanıyor… Doçentlik ve Profesörlükleri tanımıyor… KKTC’deki bu unvanlar Türkiye’de rütbe-i tenzil oluyor. YÖK bu konuda haklı mı? Evet…

Bu yüksek öğretim açısından üzücüdür… YÖDAK’a demokratik seçimle göreve geldiğimde yani 18 ay önce bir öneri getirmiştim… Tüm üniversitelerle ilgili yazılmış tezleri, verilmiş unvanları bir “Özel İhtisas Komisyonu” kurarak incelemeye alalım… Bu araştırmanın sonunda çok gizli olarak saptanan bulguları ilgili üniversite rektörlerine yazalım ve elde edilen bulguları paylaşalım… Adında denetim olan bir üst kuruldan söz ediyoruz… Elbette bu öneri kabul görmedi… Öyle ki bunu bugün yapıldığında sistemi akademik nitelikler bakımından evrensel rekabet şartlarına hazırlama yolu aralanacaktı. Olası bir federasyon, yani çözümde üniversitelerimizin uyum kapasitesi artırılmış olacaktı… Çözüm olmasa bile akademik güvenlik duvarı inşa edilecekti…

Üniversite adası olmanın yol haritası…


Ülkemizde akademik sorunlar sadece yazılan tezlerle ve alınan unvanlarla sınırlı değildir… Lakin işin ilk adımı da budur… Üniversite adası olma şiarını sürdürülebilir kılmanın dayanağı budur… Bunun en doğal sonucu akademisyenlerin araştırmalarını yayına dönüştürmek ve yaptıkları yayınlarla ülkenin bilim performansını yukarıya çekmektir… İkincisi araştırmalarla ülkenin bilim istikbaline katkı koyacak bir performans izlemektir… Üçüncüsü nitelikli, güncel ve işe yarar içeriklerle küresel rekabette yer almaktır… Bunların birisinde bir aksama olduğunda sisteme inanç ve güven kaybıyla süreç sekteye uğrayabilir…

Öğrenci sayısıyla rekabet olmaz!


Ülkemizde üniversitelerimiz kısır bir döngüye girmiştir… Rekabet öğrenci sayısı üzerinden yapılmaya çalışılıyor… Öyle ki rekabet öğretimin niteliğinde olmayınca yatay geçiş üzerinden içerde öğrenci avı başlıyor… Hâlihazırda üniversitedeki kayıtlı bir öğrenciye diğer bir üniversite ulaşıyor ve bize gelirsen harcında yüzde 50 indirim yaparım şeklinde teklifler yapılıyor. Bunu maalesef kamusal niteliği olan üniversiteler bile yapıyor… Bu üniversitelerimiz için olumlu bir görüntü değildir… Konuya bir malın satışında pazarın etkili bir ürünü olmak veya ciro yapmak yanılgısıyla yaklaşmak büyük hatadır… Bugün ülkemize gelecek öğrenci sayısı üzerinden yapılacak kıyaslamalar yanıltıcıdır… Artık rekabet unsurları değişmiştir.

Açtığımız bölümlerden mezun olanların iş hayatına atılma yüzdesi ve başarısı nedir? Yaptırılan yüksek lisans ve doktoralar sizin dışınızda hangi üniversitelerde ne kadar kabul görmektedir? Bilimsel anlamda üniversitelerimiz yatay olarak mı yoksa dikey olarak mı büyüme ve gelişme eğilimindedir?

Üniversitelerimiz evrensel anlamda kıyası olmayacak bir veriyle hareket ediyorlar. “Geçen yıl YÖK’ten şu kadar öğrenci alıyorduk; bu yıl şu kadar artırdık” yaklaşımının bütçeye girecek öğrenci harçlarının kabarıklığı dışında bir anlamı olduğunu sanmıyorum… Bunun üniversitenin kimliğine de sayısal anlamda öğrenci profili genişlemiş bir kurum olduğu dışında katkısı yoktur…

Örneğin geçen yıl 300 olan akademik kadromuzu bu yıl 450’ye çıkardık denildiğini hiç duymuyoruz… Öğrenciler artıyor, yeni bölümler açılıyor ama akademik kadro yerinde sayıyor… Öte yandan geçen yıl akademik yayınlar bakımından şu noktadan şuraya geldik gibi bir rekabet olduğunu da işitmiyoruz… Bunların stratejik anlamda üniversitelerin istikbali bakımından önemi büyüktür… Ancak devlet öğrenci sayısı değil, akademik performans üzerinden üniversitelere yardım yaptığı takdirde bu trend farklı bir yol izleyebilir… Rekabet öğrenci sayısı olduğu sürece bunun anlamı sadece rakamlarla sınırlı olacaktır…
 

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!