Ali Baturay

 

Toplumu hazırcılığa alıştırmayın

28 August 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Aflara karşı olduğumu birkaç gün önce muhaceret ve çalışma affı getirildiğinde yazmıştım.

Ardından da başka afların gelebileceğini söylemiştim, nitekim birkaç gün sonra seyrüsefer borçları için af geldi.

Kişi olarak ben devlete yönelik bütün yükümlülüklerimi yerine getiriyorum.

Zorlansam da sıkışsam da bir çaresini bulup her türlü yükümlülüğümü yerine getiriyorum, o nedenle aflara karşıyım.

Benim gibi birçok kişi de karşıdır.

Her türlü affa karşıyım, af hazırcılıktır, eşitsizliktir.

Af, yükümlülüklerini yerine getirenlerin moralini bozan, onları da borcunu ödememeye iten bir uygulamadır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ersan Saner’in anlattığı duygusal bazı yaşanmış hikâyeler, insanların düştüğü bazı zorluklar muhaceret ve çalışma affını haklı gibi gösterebilir ama o tür olaylar kaç tanedir?

Evet kendisi Türkiye’de çocukları Kıbrıs’ta kalmış, ülkeye dönemeyen adamın hikayesi gerçekten yürek burkuyor ama yine de ben aflara karşıyım.

Gerçekten çok haklı, çok insani münferit olaylar için özel uygulama da yapılabilir.

Devlet, aileyi birleştirmek için devletliğini yapabilir…

Birkaç çaresiz insanın hikâyesi, başka birçok insana kapı açıyor.

Tedbir alınmadığı, gerekli denetimler yapılmadığı sürece aynı durumlar yine yaşanacaktır...

Bir bakmışınız yine bir af açıklaması yapılacak.

Afla birlikte bazı kademeli tedbirler çerçevesinde kayıt dışı işçi çalıştıran işverenler için ceza olarak asgari ücretin 5 katı tutarındaki idari para cezası bir asgari ücrete indirilmiş ki ödeyebilsinler diye.

İşte yaptığımız en büyük yanlış budur, başka ülkelerde örneğin yere çöp atmanın cezası o kadar yüksektir ki birisi yere çöp atmayı aklından bile geçiremiyor.

Ancak bizde “adamlar nasıl ödeyecek?” diye cezaları aşağıya çekiyoruz.

Ceza düşük olunca da kimse ne yasa ne kural dinliyor.

İnsanın ödeyebileceği, canını acıtmayacağı cezaya ceza mı denir?

Ceza düşkünü birisi değilim, cezayla değil, içselleştirerek, kültürle bu işlerin düzelmesinden yanayım ama ülkedeki kuralsızlığın, yasa, tüzük, kanun, kural dinlememe alışkanlığının da artık bir son bulması gerekmektedir.

Bir de hükümetin kanun hükmünde kararnamelere yönelik eleştirilere verdiği cevaplara değineyim.

Neden meclisin açılmasını beklemeden kanun hükmünde kararnamelerle arka arkaya af çıkarıldığı yönündeki eleştirilere hükümet temsilcileri, “Söyleyene bak, CTP de kanun hükmünde kararname ile af çıkardı, hem de aynı aylarda...”  diyebiliyor.

Peki şimdi bu cevap sizi tatmin etti mi?

Bir parti bir zamanlar bir yanlış yapıyorsa, başka bir parti başka bir zaman aynı hatayı yapmak zorunda mıdır?

Partiler, kendilerinden öncekilerin hatalarını yapmamak, yanlışları tekrarlamamak iddiası ile gelmiyor mu?

“Geçmişte onlar da yaptı” diyerek savunma yapmayı doğru bulmuyorum.

Mademki bu yapılan Anayasa’nın 112’nci maddesine aykırı, o zaman siz de arka arkaya Anayasa’yı delmeyin.

Şeker suya mı düştü, bu kadar zaman bekleyenler bir ay daha bekleyemez mi?

Neyse, umarız ki bu aflar son olsun, umarız ki iyi yönde ihtiyacı olan, mağdur durumdaki insanlara fayda etmiş olsun, istismarcıların yanında gerçekten ihtiyacı olanlar da yararlanmış olsun.

Ancak hükümetler popülizm uğruna artık toplumu hazıra alıştırmaktan vazgeçmelidir...

Kıbrıs Türk toplumu hükümetlerin popülist tutumu, yıllardır oy uğruna imtiyaz dağıtması nedeniyle uzaktan bakanlar bize “hazırcı toplum” demektedir.

Ağırımıza gidiyor, güceniyoruz ama haksız mı insanlar, tuhaf uygulamalarla en basit yükümlülüklerimizi dahi yerine getirmeyip, kurtarıcı beklemiyor muyuz?

Artık kendimizi toparlamanın zamanı gelmiştir, popülizm ve imtiyazlar bizi yedi bitirdi, buna bir son vermeliyiz.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?