Harid Fedai

 

Seyf

29 August 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

15 Kânûn-ı Evvel (Aralık) 1913

Pazartesi; Sayı: 87

Taşra (Yurt-dışı) Gazetelerinden

İktibâs Olunmuştur (Aktarılmıştır)

İslâm Muhibbi (Dostu) Mösyö Alfred Duran

(Geçen haftadan devam)

Liyon’da münteşir (yayımlanan) 9 Teşrîn-i Sânî (Kasım) târîhli gazetelerden:

“Dün akşam Mösyö Alfred Duran, vermiş olduğu konferansda haklarındaki zülûm ve i’tisâf (yolsuzluk) son raddeye (dereceye) varmış olan ve milletin ye’s ü kederini o kadar güzel bir lisan-ı fesâharle (anlaşılan dille) anlattı ki gözlerimiz yaşla doldu.

“Birinci Fransuva’nın dostu, müttefiki, koca Türkiye’nin a’zâları (parçaları) ayrılmış ve üzerinde ameliyât-ı cerrâhiyye icrâ edilmiş bir hastanın acı âvâzelerle önümüzde bağırdığını âdetâ işitircesine müteessir olduk.”

Alfred Duran diyor ki: “Türkiye’nin hayatı; zavallı, bîçâre Türkiye’nin yaşaması içün Fransa’da ne kadar ‘âlî (yüce) kalbler ve mütefennin (bilgili) adamlar varsa, benimle beraber kalben o Türkiye’ye hıtâben: “Ayağa kalk! Kendine gel! İşte sana elimizi uzatıyoruz” diye bağırıyorlar. Burada hâzirîn (hazır olanlar) meyânında (arasında) bulunmakla bana bahş-ı şeref eden (şeref veren) sizler, madamlar! Düşününüz ki iki yüz bin kişinin ziyâından (kayıbından), hastalığından ağlayan, inleyen annelere, zevcelere (eşlere) vâlidelere, hemşirelere, nişanlılara bakarak; ve kalbleriniz, bizleri seven Fransızlara karşı pek büyük hiss-i samîmiyyet taşıyan Türkler’e teveccüh ederek çocuklarınıza ders verdiğiniz vakit, onların terbiyesiyle iştiğâl etdiğiniz zamanlar, onlara, Türkler’i sevmelerini ihtâr ediniz (hatırlatınız). Zîrâ kalbleri temiz, vicdanları âlî (yüksek) olan bu Türk milleti cidden sevilmeye şâyestedir” (lâyıkdır).

Halk içinde bizi müdâfa’a eden (savunan) bu zât, İkdâm gazetesi muhbiri Burhaneddin Bey ile görüştüklerinde; “ben Türk, Osmânlı ve Müslümân muhibbiyim (dostuyum) Tarafımdan arkadaşlarınıza, zâten

bir avuçtan ibâret olan ashâb-ı tefekkürün (aydın kesimin) derhal birleşip işleri idare etmelerini; yoksa halleri harabolacağını; koca bir milleti ve üç yüz milyonluk âlem-i İslâmı da kendileriyle beraber en müdhiş bir derekeye sürükleyeceklerini söylemeye sizin kaleminizi tevkîl ediyorum (görevlendiriyorum)” demiştir.

Düşmanlarımıza karşı bütün kuvvetiyle bizi müdâfa’a eden bu muhterem zâtı, Osmânlılık ve İslâmiyyet nâmına tebrik eder ve “yaşasın Alfred Duran!” diyerek bütün mevcûdiyetimizle (varlığımızla) kendilerini alkışlarız.

Bizim de nâmûs-ı millîmizi muhâfazaya muktedir (erkli) olup da İstanbul’da “neme lâzım” ile kendi zevk ü istirâhatlarında vakit geçiren zevâta (beylere) lânetler yağdırmağı ayrıca vazîfeden (görevden) addederiz (sayarız).

--

Bükreş’te intişar eden (yayımlanan) Obofa muhbirinin, Dâhiliyye Nâzırı (İçişleri Bakanı) Tal’at Beyefendi’ye; “artık Balkan muhârebesi (savaşı) hıtâm bulduğu (sona erdiği) ve Yûnânistan’la akd-ı musâlaha edildiği (antlaşma yapıldığı) cihetle, bundan sonra ne yapmak fikrindesiniz?” diye vâki olan su’âline (sorulan sorusuna) karşı, Nâzır Bey (Sayın Bakan) tarafından, “her şeyden evvel ordu ve donanma ile meşgul olacağız; kuvvetli bir filoya ihtiyacımız olduğundan bunu vücûda getirmek (oluşturmak) emelindeyiz; ordunun mevcûdu (miktarı) dahi tezyîd edilecektir (çoğaltılacaktır)” cevabı verilmiştir.

--

Almanya’nın Teklifi

Noye Fraye Prese’nin Der-Sa’âdet (İstanbul) muhabiri bildiriyor:

Bâb-ı ‘Âlî (Başbakanlık) mahâfilinde (çevrelerinde) beyan olunduğuna göre, Almanya Hükûmeti İttifâk-ı Müselles (Üçlü Antlaşma) Devletleri nâmına i’tilâf-ı Müselles Devletleri’ne mürâcaat ederek; Anadolu’da oslâhâtın (düzenlemelerin) bi’z-zât Hükûmet-i Osmâniyye tarafından icrâsı (yapılması) için Bâb-ı âlî’ye üç sene müddet verilmesini ve bu müddet zarfında Anadolu ıslâhâtı (düzenlenmesi) üzerine beyne’l-milel (uluslar-arası) murâkabe (denetim) te’sîsinden (yapılmasından) sarf-ı nazar edilmesin (vazgeçilmesini) teklif etmiş imiş.

Vaday’da Muhâtebât (Savaşlar)

Bingazi’den vârid olan (ulaşan) haberler, Vaday’da Fransız askerleri ile Sünûsîler beyninde (arasında) pek ciddi musâdemât (çarpışmalar) vukû’a gelmekde olduğunu te’yîd ediyor (doğruluyor.)

--

Rusya’nın Mesleki (Düzeni)

Tan gazetesinin İstanbul muhbir-i husûsîsi (özel muhabiri) telgrafla iş’âr ediyor (bildiriyor):

İstanbul Kol-Ordusu Kumandanlığı, bir Alman zâbitinin (subayının) bi’l-fi’il der-uhde etmesi (üstlenmesi) üzerine; Rusya’nın İ’tilâf-ı Müselles devletleri nâmına Bâb-ı Âlî nezdinde bir teşebbüs icrâ ettiği havâdisi nâ-be-mevsimdir (sırasızdır.)

İstanbul Kol-Ordusu Kumandanlığı, fi’len bir Alman tarafından der-uhte edildiği (üstlenildiği) takdirde, İstanbul sefîrlerinin (elçilerinin) küçük düşecekleri mülâhazasıyla (görüşüyle) Rusya Hükûmeti Fransa ve İngiltere’nin nazar-ı dikkatini celb etmekle (çekmekle) iktifâ eylemiştir (yetinmiştir.)

Lüzûmu takdirinde Rusya Hükûmeti Fransa ve İngiltere ile müttefikan (işbirliği ile) Bâb-ı ‘Âli nezdinde teşebbüsât-ı şedîdede (sert girişimlerde) bulunacaklardır.

--

Trakya Rûmları

Sofya’dan bildirildiğine göre Trakya ahvâli Rûmlar için gayr-ı kâbil-i tahammül (dayanılmaz) bir hal almıştır.

Bulgarlar, Rûm mekteb (okul) ve kiliselerini zabt etmiş, Rûmlar’ın dükkân ve hânelerini yağma eylemiştir.

Mandıra ve Sofilo’dan 140 aile tard edilmiş (çıkarılmış) ve açlıkdan ölmek tehlikesine ma’rûz kalmıştır.

Ehâli; tehdîd, darb, hapis ve tard edilmektedir (atılmaktadır.) Kadınların ırzına tecavüz olunuyor. Yerliler, Avrupa’nın merhametine ilticâ ediyorlar (sığınıyorlar).

--

Sofya’da İhtilâl Hazırlıkları

Sofya’dan vârid olan (ulaşan) husîsî (özel) haberlere göre; mahallî zâbıtası, kıral ve âile-i kıralîyi terk-i tahta (taht’ı bırakmağa) mecbur etmek maksadıyle, askerlerin bir ihtilâl tertîb etmekte bulunduklarını keşfeylemiştir.

Venizelos Girid’e Gidiyor

Baş-Vekil (Baş-Bakan) Cumartesi günü Girid Vâlîsi ile birlikte Girid’e gitmek niyetindedir. Venizelos, cezîre-i mezkûreye (adı edilen ada’ya) Averof kruvazörü ile gidecektir.

Maksad-ı seyâhat, Girid’in Yûnânistân’a mertûtiyyetini (bağlanmasını) te’yîddir (pekiştirmektir)? Baş-Vekil (Baş-Bakan) Pazartesi avdet edecektir (geri dönecektir).

--

Bulgaristan Sefirinin (Elçisinin) Mektubu

Bulgaristan’ın Viyana Sefâreti (Elçiliği), Noye Fraye Prese gazetesine bir mektup göndermiştir.

Bu mektupda, Bulgaristan’da sükûnet-i tâmme (büyük bir sessizlik) hüküm-fermâ olduğu (sürmekte olduğu); Avusturya ile Bulgaristan arasında hiçbir nokta-i ihtilâf (anlaşmazlık) mevcûd olmadığı, Bulgaristan’ın aslâ efkâr-ı intikâm-cûyâne (intikam alma düşüncesi) perverde etmeyip (beslemeyip) terakkiyât-ı dâhiliyesine (içten yükselmesine) gayret edeceği ve Bulgar milletinin birkaç sene muktesıdâne (iktisada önem vererek) yaşadıktan sonra yine refâhat-ı hâl iktisâbına (iyi bir ekonomik düzen kazanacağına) muvaffak olacağı bildirilmektedir.

--

İngiliz ve Fransız Donanmaları Pire’de

Averof zırhlısında İngiliz ve Fransız filoları erkân-ı harbiye hey’etleri şerefine vukû bulan resm-i kabûl pek muhteşem olmuştur.

Bu resm-i kabülde Kıral, velî-ahad, Andre, Aleksandır, ricâl-i siyâsiyye, Sen Bun, İtalya Sefîne Kumandanı hazır bulunmuşlardır.

Averof, İngiliz ve Fransız donanmaları önünden geçerek bir resm-i geçid yapmış ve zırhlılardan atılan toplar ve mürettebâtın (gemilerdekilerin) hurraları (yaşasın, sesleri) ile selâmlanmıştır.

- Seyf: bu gibi hâlât da (haller de) acaba intibâh-ı millîyi (milliyetçiliği) uyandıracak derecede değil midir?

Biz bir kere devleti, bir kere de mevki’ini, andan sonra da mevcudiyetini (varlığını) düşünmeli; sonra da şu hâlâta (hallere atf-ı nazar etmeliyiz (bakmalıyız):

Ya adam olmalı, ya rezîlâne yaşamaktansa merdce ölmelidir.

--

Yûnân Kıralı’nın Cevâbı

Kıral, Meclis-i Meb’ûsân Hey’et-i Meb’ûse’nin nutkuna aynen şu cevabı vermiştir:

“Vatan şimdi tevessü’ etmekle (genişlemekle); bir sa’y-i müşterekle (ortaklaşa çalışmakla) bir esâs-ı metîne (güçlü temele) bağlanmak zamanı gelmiştir.

“Vatanın evlâdları her dürlü fedakârlığa, her dürlü sa’yie (çalışmağa / gayrete) hazırdırlar. Biz yalnız bir unsurdan (kökten) müteşekkiliz (oluşmuşuz). Hepimizin lisanı bir, Allahı birdir. Hepimizin ârzûsu, büyük bir millet olarak yaşamak ve zabt ettiklerimizi muhafaza eylemekten ibaretdir. Biz, yaşayacağız ve servet-i milliyyeyi (millî servetlerimizi) muhafaza edeceğiz.”

- Seyf: İstanbul gazetelerinde okuduğumuz bu nutk-ı Kıralî (Kıralın nutku), aceba hissiyyât-ı Osmâniyye’mizi hiç mi kurcalamaz.

Bu muzafferâne (yengi üzerine söylenmiş) nutuk, ilkâ-yı Osmâniyye’den (Osmanlı topraklarından) baltaladıkları parçalara karşıdır.

Bütün cihâna (dünyaya) karşı bu hakarete tahammül etmek, insanlıkta var mıdır?

Merd isek, eski muhârebeden (savaştan) sonra, anların candan çalışarak bugün gâlib geldikleri gibi, biz de âtîde (gelecekte / ileride) intikâmımızı unutmamalıyız. İntikâm, dâ’imî Osmânlı kalbinde bir hiss-i intikâm lâzımdır.

--

Havâdis-i Mahalliyye

(İç Haberler)

Şeher’in Alâtirikle Tenvîri (Aydınlatılması)

Birkaç geceden beridir Lefkoşa’mız alâtirik ziyâsıyle tenvîr olunmaktadır (aydınlatılmaktadır.)

Vâkı’â (Gerçi), bazı Rûm balikaryalarının (delikanlılarının) telleri kesmek, lûmbaları kırmak gibi vâki’ olan (yapılan) harekât-ı rezîlânelerinden, fenarların (ampüllerin) umûmu (tümü / hepsi) el-ân yakılamıyorsa da, yine eski tenvîrâta (aydınlığa) nisbeten (oranla), şehrimiz, geceleri âdetâ bir donanma gecesi şeklini almıştır.

Ümid ederiz, birkaç geceye kadar mevcud olan fenarların kâffesi (tümü) yakılacaktır.

Binâ’en-aleyh, kendi mahallelerinde lâmbaların azlığından şikâyet edenler ve yâhûd Rûm mahallâtının (mahallelerinin) daha ziyade tenvîr edildiğini (aydınlatıldığını) iddia edenler varsa, on beş güne kadar Lefkoşa Belediyesi İslâm a’zâlarına (üyelerine) mürâca’atle hukûklarının (haklarının) muhafaza edilmesini taleb etmelidirler (istemelidirler.)

Âsâr-ı Atîka (Eski Eserler)

01 kânûn-ı evvelde (Aralık’da) icrâ edilen (yapılan) Kıbrıs Müzehâne Komisyonu intihâbında (seçiminde) ekseriyet-i ârâ (oy çokluğu) ile zîrde (aşağıda muharrer (adları yazılı) efendiler iki sene müddetle a’zâ (üye) intihâb olunmuşlardır (seçilmişlerdir):


  1. Ahilliya İlyasidi

  2. Profesör S. Giryagidi

  3. Avukat D. Severi

  4. Lârnakalı Lugi İpgeridi

  5. Doktor F. Zannetto


- Seyf: Şâyân-ı teessüfdür ki Cezîre’de (Ada’da) âsâr-ı ‘atîkaye dâ’ir Türkler’de hiçbir eser-i hayat görülemiyor. Gönül arzû ederdi, işbu beş a’zâ (üye) meyânında (arasında), hiç olmazsa, 3 dane Türk bulunsun. Çünki burada intihâb (seçim) usûli, ekseriyet-i nüfûs (nüfus çoğunluğu) üzerine olmayıp, her kim on şilin te’diye ederse (öderse) müntehib-i sânî (müntehib-i evveller tarafından seçilen kimse) oluyor; ve istediğini müze-hâneye a’zâ (üye) intihâb edebilir (seçebilir).

Rûmlar’dan haber aldığımıza göre, işbu maksad içün seksen-doksan kişi rey (oy) vermek için Müze-hâne sandığına (hesabına) para yatırmışlardır.

Bundan birkaç hafta evvel Gibriyagos Filaks gazetesi, bütün Rûmlar’a hıtâben neşretdiği (yayımladığı) bir bende (yazıda), İngilizler’in elinden Müze-hâne idaresini almak içün herhalde çok kişinin iştirâk eylemesi (katılması) lâzım olduğunu ileri sürüyordu.

İkinci Bir İctimâ (Toplantı)

Despot-hânede ictimâ ettiklerini (toplandıklarını) yazdığımız papazlar ve meb’ûslar (millet-vekilleri), mesâ’il-i siyâsiyye (siyasî konular) içün şimdilik hiçbir teşebbüste bulunulmamasını ve kilise işlerini de İskele Mitropolidi’yle Ciggo Ğumenosu’nun avdetine (geri dönmesine) kadar te’hîr edilmesini (ertelenmesini) taht-ı karâra almışlardır (kararlaştırmışlardır.)

Bunun üzerine Atina’ya telgraf vererek ne gün avdet edebileceğini Gidiyo’dan sormuşlar ve Rûmî 9 Kânûn-ı Evvelde (Aralık’da) avdet edeceğine dâ’ir cevâb aldıklarından yevm-i mezkûre (adı edilen güne) te’hîr etmişlerdir (ertelemişlerdir).

--

Tebe’a-i Yûnâniyye’den (Yunan uyruklu) Avukat Mister A. Temesto, bir sene silâh altında kaldıktan ve birçok muhârebelere (savaşlara) iştirâk etdikden sonra, sulhun (barışın) imzâsını müte’âkib (sulhun / barışın ardından) terhis edilip gaçan hafta yine Kıbrıs’a avdet ederek (dönerek) avukatlığa başlamıştır.

Türkler’in yine bu avukata iş vereceklerini işitir isek; hiç de hayret etmeyeceğiz. Çünki bizde intibâh-ı millî (milli uyanış) eseri ma’a-te’essüf (üzülerek söyleyelim), daha zuhûr etmemiş (başlamamış), ve korkuyoruz ki etmeyecektir de…

--

Lârnaka Mitropolidi Gidiyo ve Kavânîn (Yasama Meclisi) a’zâsı (üyesi) Hacı Yanni, geçen hafta Yûnânistân’dan – Rûm gazetelerinin ta’bîri vechile – muzafferen (utku kazanarak) Kıbrıs’a ‘avdet etmişlerdir.