Derviş Deniz

 

G20 toplantısında hedefler

29 August 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dünyanın gelişmiş ülkelerinin katıldığı G20 toplantılarının 2016 yılı toplantısı eylül ayı başında Çin’de yapılacaktır. Geçen yıl Türkiye’de yapılan toplantının ardından bu yıl toplantının Çin’de yapılmış olması son 20 yıl içerisinde ekonomisini dünya ile entegre etmeye çalışan ve hala ağırlıklı devlet kontrolüne tabi bu ülke ve diğer ülkeler açısından önemli bir ortak hedef belirleme platformu oluşturmaktadır.

G20 toplantılarının ana temeli dünyamızda gittikçe karmaşık bir hal alan ekonomik etkenlere karşı ortak bir strateji belirlemektir. Dünyada ayrılıkçı hareketlerde ve düşüncede bir artış olduğu gibi, beraber hareket etmenin getirdiği gelişim, aklı başında her ülkenin anladığı ve uygulamaya çalıştığı bir eylem şeklidir. İşte bu temelde G20 ülkeleri küresel ekonomik sorunlara ortak çözümler bulmak için büyük gayret içersindedirler. John F . Kennedy’nin 1963 yılında söylediği gibi “Milliyetçi duygulara bağlı olarak ülkelerin kendi ekonomilerini kimseye bağlı olmadan yürütme devri sona ermiştir” sözü, 2016 yılında hala geçerliliğini korumaktadır. Nitekim İngiltere’de halkın yüzde 50’sinden fazlasının Brexit’e onay vermesinin ardından yaşananların gösterdiği bu söylemin en büyük kanıtıdır.

2008 yılındaki küresel finansal kriz sonrasında her ülkede üretim seviyelerinde önemli düşüşler olmuş ve 2008 öncesi seviyelerine dönüş henüz gerçekleşememiştir. Bu nedenle G20 toplantılarında birinci hedef dünyadaki küresel ekonomik büyümeyi yukarılara çekmektir. Bu sayede ülkeler ve dolayısı ile dünyada yaşayan insanların yaşam standartları ve refahı artmaktadır. Ancak Orta Doğu’da devam eden sorunlar, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması ekonomideki sıkıntıları daha da artırmaktadır. Buna dayalı olarak IMF 2016 yılında dünyanın küresel büyüme oranını %3,2 olarak belirlemiştir.

Dünyamızda mevcut olan belirsizlikleri de dikkate alarak ekonomik büyümeyi sağlamak açısından yapılacaklar, G20 toplantısında hedefler olarak ortaya konmaktadır. Eylül 2016’da tartışılacak konular üç ana başlıkta toplanmaktadır.

Hedeflerin birincisi, ülkeler arasındaki alt yapı eksikliklerini asgariye indirmektir. Malların ülkeler içerisinde ve ülkeler arasında taşınabilmesi çok iyi kara yolu ağına ihtiyaç duyduğu gibi, bilişim teknolojileri ile güçlü bir haberleşme ağının gelişmesine bağlıdır. Dünyayı küçük, ulaşılabilir ve iş yapılabilir duruma getirme de ulaşım ve iletişimden geçmektedir.

İkinci önemli hedef, tüm ülkeleri kapsayan bir uluslararası vergi reformunu uygulanabilir duruma getirmektir. Küresel ekonominin gelişmesi ile işletmelerin faaliyet sahalarının ve usüllerinin değişimine uygun bir vergi sistemi geliştirme ihtiyacı tüm ülkelerin önceliği olmaktadır. Bu yapılırken yeni teknolojinin yaratabileceği vergi kaçaklarının önlenmesi ve ülkelerin bu kaçaklarla mücadelede işbirliği çok önem taşımaktadır. Ancak, bu çabalar içerisinde hedef halkın güvenini sağlayacak bir sisteme sahip olmaktır. Bu da sadece ülkelerin kendi içerisindeki vergi adaletinin sağlanması değil, ülkeler arasındaki vergi adaletinin sağlanmasına bağlıdır.

Üçüncü önemli hedef, girişimciliğin geliştirilmesi ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyümesinin hızlandırılmasıdır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler küresel ekonomik yapının üçte ikisini oluşturmaktadır. Bir diğer değişle bu işletmeler küresel ekonominin omurgasıdır. Bunun için de küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişmesi için çok önemli olan finansman imkanlarını bu işletmelerin kullanımına sunmak gereklidir. Dünyanın üçte bir nüfusu henüz bankacılık sisteminden hizmet almamaktadır. Yani dünyanın üçte bir nüfusu banka ile işlem yapamamaktadır. Dünya Bankası’nın tahminlerine göre dünyada 2 milyar insanın bankalarla ilişkisi ve dolayısı ile bir banka hesabı yoktur. Küresel kriz sonrasında uluslararası ticarette yüzde 2,4 azalma olduğunu Dünya Ticaret Örgütü ortaya koymaktadır. Bu nedenle ticaretteki küresel gelişme küçük ve orta ölçekli işletmeleri geliştirmektedir.

G20 toplantısının ana temeli ülkeler arasındaki küresel işbirliğini artırmaktır. Kıbrıs’ta çözüm isteğinde olan insanların en büyük gayesi de bu küresel işbirliğinin bir parçası olabilmektir. Bunu yaparken Kıbrıs Türk ekonomik varlığı olarak mı, yoksa Kıbrıs Rumuna bağlı bir ekonomik varlık olarak mı yapacağız konusu hala bir kesinlik kazanmamıştır. Kıbrıs Türk varlığı olarak küresel ekonomide yer alabilirsek toplumun refahı da o derece artacaktır.

 

Yazarın Tüm Yazıları
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi