Ali Baturay

 

Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu

30 August 2016, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Başbakanın, dün bakanlarla birlikte düzenlediği basın toplantısına katıldık. İnsan tüm bakanları karşısında görünce aklına milyon tane soru geliyor ama bu toplantılarda soru sorma sırası bulmak da zor. Az kalsın iki soruyu soramıyorduk. Bir de sorduğunuz soru tamamen cevaplanmadan mikrofonu bırakmamak lazım çünkü sorunuza cevap bulmadığınızda, ya da cevaptan tatmin olmadığınızda tekrar etmek lazım.

Bazı sorular havada kaldı ama neyse, yine de hükümetin ne yaptığını, ne yapmak istediğini anlamak için toplantıdan şifreler bulmak mümkün...

“Kıbrıs sorunu” bir icraat değil ama “Hükümetin en kararlı olduğu konu Kıbrıs sorunudur” dersem herhalde abartmış olmam. Bu konuda Başbakan, Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı konuştu ve oldukça kararlı ve sert buldum kendilerini.

Hükümetin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya tepkisi mi desem, öfkesi mi desem, kırgınlığımı desem bilmiyorum ama adını ne koyarsanız koyun tepki sürüyor.

Müzakere heyetinde hükümetten bir temsilci olmamasına tepkililer, illa ki Cumhurbaşkanının kendilerinden bir şeyler gizlediğine, her şeyi söylemediğine inanıyorlar.

“Müzakere heyetine muhbir mi koyacaksınız?” diyorum, muhbir olarak değerlendirmemek gerektiğini söylüyor Başbakan Yardımcısı Denktaş...

Ancak, Başbakanı, Başbakan Yardımcısını, Dışişleri Bakanını dinlediğiniz zaman saki de Cumhurbaşkanı Akıncı, freni patlamış bir kamyonla gidiyor ve Kıbrıs Türk toplumunu bir yerlere çarpacak...

Soruyorum öyle mi diye? Soruyorum, “Siz Kıbrıs Türk halkını düşünüyor, endişe ediyordunuz da Cumhurbaşkanı düşünmüyor mu?”diye

“Cumhurbaşkanının hiç mi derdi değil bu halk, o kadar mı tecrübesiz ve tekinsiz, tedbirsiz birisidir?”

Cevap net değil, hükümet temsilcilerinin tüm konuşmaları “Akıncı doğru yolda değil” manasına geliyor ama Rumların bazı demeçlerini örnek göstermekten öte net bir şey söyleyemiyorlar.

Serdar Denktaş, her şeyin kendilerine anlatılmadığı konusunda ciddi şüpheleri olduğunu, hükümetten temsilci olduğunda kendilerine aktarılacağı gibi değil, gelişmeleri olduğu gibi öğreneceklerini söylüyor.

Topu topu beş görüşme kaldığı hatırlatılınca da Denktaş, “Tam da işte bu aşamada temsilcimizin müzakere sürecinde olmasını istiyoruz” dedi.

Anlaşılan hükümet takıntıya dönüştürdü Cumhurbaşkanına güvensizliği, bir korku aldı kendilerini, Cumhurbaşkanı ve müzakere heyeti hata yapacak diye.

Başbakan “Cumhurbaşkanıyla didişme niyetinde değiliz” diyor ama yaptıkları tam bir didişme aslında.

Misyon edindiler kendilerine, “Annan Planı benzeri bir olay gelmesin toplumun başına” diye. Unutuyorlar aslında Annan Planı’na UBP’liler ve DP’liler de “Evet” dediği için yüzde 65 rakamına ulaşıldı.

Arkadaşlardan birisi soruyor, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın kısa sürede iki kez Türkiye Cumhurbaşkanı ile bir araya geldiğini, uyumlu bir hava verdiğini, Türkiye olası bir çözüm planına destek verirse ne yapacaklarını...

Güzel soru, her konuda Türkiye’ye bağlılık gösteren UBP-DP Hükümeti Kıbrıs sorununda Türkiye ile ters düşmeyi göze alabilir mi? Cevap net değil; Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yalnızca Akıncı’nın değil, kendilerinin de görüştüğünü söylüyor ve kendilerinin de Türkiye ile uyum içinde olduğunu vurguluyor. Dışişleri Bakanı müzakerelere destek vermenin başka, “nasıl isterse olsun ama çözüm olsun” anlayışına destek vermenin başka olduğunu, Türkiye’nin “Nasıl isterse olsun çözüm olsun” anlayışına karşı çıktığını söyledi. Sanki Kıbrıs Türk tarafı böyle bir anlayıştaymış gibi...

Ertuğruloğlu, Akıncı’ya “Zaman zaman beyanatlar vereceğim, eleştiri olarak algılamayın, elinizi güçlendirecek açıklamalar olacak” demiş, Akıncı da ona “Az beyanat ver” cevabını vermiş. Bu söz üzerine gülüşmeler oldu salonda... Akıncı da biliyor ki Ertuğruloğlu’nun sert açıklamaları elini güçlendirmek yerine zayıflatacak. Sert ve korkutucu açıklamalar hem güneyle gerginliğe neden oluyor hem de Kıbrıslı Türkleri tedirgin ediyor, cesaretini kırıyor, Akıncı bunları bildiği için “Az beyanat ver” diyebiliyor.

Hükümet, Kıbrıs sorunu dışında Koordinasyon Ofisi’ni ısrarla yanlış anlatıyor, yalnızca sporla anıyor, sporla özdeşleştiriyor. Böyle olmadığını herkes biliyorken halen bunda diretmek niye?

Karaoğlanoğlu’nda inşa edilen otelin sahibine yasada düzenleme yapılacağı yönünde Başbakanın ve Başbakan Yardımcısı’nın yazılı taahhüt verip vermediği, neden yatırımcıları yasalarda gerekli iyileştirme yapmadan davet ettikleri, mevcut yasalara rağmen neden bunun ihlal edilmesine göz yumdukları konusundaki soruyu havada bıraktılar... “Hayır biz söz möz vermedik” diyemediler.

Seyrüsefer ücretlerinin akaryakıta endekslenmesi konusunda, “Yolu çok kullanan değil, arabası çok benzin harcayan daha fazla ödeyecek” diyor Serdar Denktaş… “Lüks büyük aracı olan” ve “Bakımsız aracı olan” fazla mazot yakacak diye düşünüyor ama yolu çok kullanan da çok benzin kullanacak ve aslında herkes aynı kapıya çıkacak, laf oyununa gerek yok…

Köşemin kapasitesi doldu, belki başka konuları da başka zaman irdeleriz ama birçok konuda tam tatmin olmadığımı söylemek istiyorum.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?