Ali Baturay

 

Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz

31 August 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dönüp dolaşıp hep aynı noktaya geliyoruz...

Hep aynı şeyleri konuştuğumuz, yazdığımız için de sıkça tekrara düşüyoruz.

Ancak konuşmayıp yazmamak da yanlış yolda olanları daha fazla yüreklendiriyor.

Hükümetin Koordinasyon Ofisi ısrarına değinmek istiyorum.

Koordinasyon Ofisi, Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün düzenlediği basınla sohbet toplantısında yeniden gündeme geldi.

Özgürgün, spor camiasının ofise destek verdiğini, sokaklarda eylem yapanların ne kadar sporla ilgisi olduğunu sordu.

O spor camiasının, o federasyonların ofise nasıl destek verdiğini, kimlerin onlara “telkinde” bulunduğunu herkes biliyor.

Bakın “telkin” diyorum,  belki de buraya uygun kelime “telkin” değildir, bu seçebildiğim en terbiyeli kelimedir.

O kulüplerin, o federasyonların içinde o “desteği” sağlayana kadar nice tartışmalar yaşandığını, istifalar bile olduğunu, sırf destek verilsin diye kimlerin devreye girdiğini şimdi durup da anlatayım mı?

Basına bir destek açıklaması yapılsın diye araya kimlerin girdiğini; kimilerinin dostluğunu kullandığını, kimilerinin aba altında sopa gösterdiğini mi yazayım şimdi burada?

Spora para aktarılacak ve tüm sorunlar çözülecek mi?

Başına bir çoban koy, parasını da öde, her şey tamam mı olur?

Türkiye’den yıllardır Kıbrıs’a para aktarılıyor; her şeyi çözdük, tüm sorunlar bitti, en refah, en medeni, en mutlu, en zengin, en rahat, en yaşanabilir, en sorunsuz ülke mi olduk sanıyorsunuz? Para her şey midir?

Hele de yerinde, akılcı kullanılmayan para bir işe yarar mı?

Şimdi kulüplere,  federasyonlara adeta rüşvet verir gibi desteğini almak ne kadar doğru bir harekettir?

Önce bastırarak, korkutarak veya zengin vaatlerde bulunarak sözde destek alacaksınız, sonra da kamuoyuna “bakın destek var” diyeceksiniz.

Başbakanın sorduğu soruya bakın; “Sokakta eylem yapan gençlerin sporla ilgisi var mı?”

Var tabii ki... Yalnızca sporu değil, ülkesini dert edinmiş gençlerdir onlar.

Ne midir o gençlerin derdi? Kafalarında onlarca soru işareti var, endişelidirler, anlam veremiyor ve anlayamıyorlar “devlet” denilen KKTC neden bazı şeylere ihtiyaç duyuyor diye.

Türkiye’den yapılacak bir yardım için neden bir ofis kullanılsın? Neden bu ofis devletin de üstünde olsun?

Neden bu ofisin başına Türkiye’den bir adam gelsin ve diplomatik dokunulmazlık verilecek bu kişi istediği gibi asıp kessin? Bu ofisle, KKTC'deki Spor ve Gençlik Daireleri neden işlevsiz bırakılsın?

Neden tüm proje ve uygulamalar, bu ofis tarafından belirlensin?

Neden tüm gençlik kampları ve yeni yapılacak kamplar ayrıca bu kampların işletmesi bu ofise devredilsin?

Tüm spor tesisleri ve yeni yapılacak tesislerin işletmesi neden bu ofise bırakılsın?

Projeler, KKTC tarafından sunulsa da neden ofis uygun bulduğu zaman uygulanabilecek?

KKTC’de var olan yurtların ve ileride yapılacak olan yurtların irade ve izinleri neden bu ofise devredilecek?

Neden ofisin istediği tüm bilgileri, KKTC devleti vermekle yükümlü olacak?

Projelere veya ofisin çalışmalarına neden KKTC devleti, hiçbir engelleyici şart koyamayacak?

Ofis içerisinde çalışacak tüm personelin istihdamı neden Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından belirlenecek?

“Devletiz, ayrı bir devletiz” diyorsunuz, ağzınız dolu dolu...  Peki bir devlet kendi spor ve gençlik dairelerini neden başka ülkenin göndereceği bir memura bıraksın?  Neden o memur dokunulmaz olsun?

Devletiniz var olan yurtlarını ve ileride yapılacak olan yurtları idare edemeyecek kadar aciz mi?

Devletiniz gençlik kamplarını ve yeni yapılacak kampları işletemeyecek kadar zavallı mı?

Devletiniz tüm spor tesislerini ve yeni yapılacak tesislerin işletmesini üstlenemeyecek kadar beceriksiz mi?

Bunlar onur kırıcı şeyler, bu ofisi yönetecek kişi Türkiye gibi iyi ilişkiler içinde olduğunuz ülkeden bile gelse omur kırıcıdır...

Uzaktan bakıp bize “asalak” diyenleri, “beceriksiz” diyenleri, “hazırcı” diyenleri haklı çıkaracak bir tutumdur.

Türkiye için de Kuzey Kıbrıs için de hiç iyi bir görüntü değildir, bunu o ülkedeki muhataplarınıza anlatmanız gerekir, alacağınız bir miktar para için bu kadar onurunuzu ayaklar altına almayın.

Bir de “AB’nin bile koordinasyon ofisi var, Türkiye’nin niye olmasın?” deyip hedef şaşırtmayın, aynı şey değildir, AB’nin ofisinin böyle yetkileri yoktur.

Ofise karşı olan gençler işte sizin dikkate almadığınız “onur” için mücadele ediyor, “iradesini teslim etmesin” diye eylem yapıyor.

Sakın o gençleri ve bu satırları yazanı Türkiye sevgisi ile sınamayın, Türkiye’yi sevmek başka bir şeydir bu anlattıklarım bambaşka şey, tabii ki anlayan için...

Yazarın Tüm Yazıları
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?