Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Mağusa Limanı, Limandır Liman!”

31 August 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Mağusa Limanı’nda 1980’lerde yazın “amele” olarak çalışıp harçlığımızı çıkarıyorduk… Hayatı öğrendiğimiz yerlerin “anası” bu limandır… Rahmetli dedem Mehmet Salih ve babam da zaten liman amelesiydi. Her yaz limanda çalışmak temel kaideydi… “Gerçek okul” gibiydi… Gemi gelmediğinde ise balık avlamaya yine limana giderdik… Yani liman, o zamanlar temiz ve balık avlamaya uygundu… O yıllarda Serbest Liman yeni yeni inşa ediliyordu. Hatta Serbest Liman’ın inşasında da amele olarak çalışmışlığım var… O günlerde Serbest Liman bugünkü kadar bozulmuş ve kirlenmiş değildi… Bugünlerde ise Mağusa’nın siluetini nerdeyse karartan, mateme boğan ve bozan bir işlev kazandı… O günlerde Mağusalı olmanın ilk kuralı limanda yük indirmek ise ikincisi de balık avlamaya gitmekti… Limanda hamallık yapmayana, çalışmayana Mağusalı denmezdi… Şimdilerde gençlik limanın kapısından içeri bile girmiyor…

Denizi yutan liman!

Doğduğumuz muhit Karakol’du… Denizin içine kurulmuş sevimli ve sıcak bir yerleşim yeriydi… Herkes birbiriyle samimiydi… Bugün Serbest Liman’ın Karakol semtinin “Deniz Hürriyeti”ne vurduğu darbeyi anlatacak sözcük bulmak zor… Serbest Liman Karakol’u bitiren, denizle bu güzel semtin bağını koparan ve betonlaşmasına hizmet eden bir kimliğe bürünmüş. Adeta Serbest Liman halkın denizini yutmuş… Mağusa’nın bir tarafında Maraş’ın hayalet durumunda ve dondurulmuş olarak kalması, diğer yanında da Serbest Liman’ın Karakol’u denizden koparması kenti gerçek bir viraneye döndürmüş…

Geçenlerde surlar içiyle ilgili bir yazımızda buna değinmiş ve olan bitene idarecilerin duyarsızlıklarını anlatmıştık… Bugün de surların dışında kalan ve denizi paralel paylaşan iki kritik bölgeye değinmek istiyoruz. Serbest Liman’daki çevre felaketine sivil toplum örgütleri sürekli tepki gösteriyor. Bugün Serbest Liman’da çimento fabrikaları, demir hurdaları-demir ambarları, buğday-arpa yüklemeleri yapılması dünyada en değerli yerler olarak bilinen limanın değerini düşürmesinin yanında halk sağlığını da tehdit ediyor…

Serbest Liman kentin değerini düşürüyor!

Çözüm arifesinde ve özelleştirmenin gündemde olduğu bir dönemde Serbest Liman’ın bu denli kötü durumda olması içler acısıdır… Esasen limanlar, bulundukları kentlere değer katar. Fakat bizdeki bu durum kente de limana da değer kaybettiriyor. Antik kent Mağusa’nın yanı başındaki Serbest Liman kentin görüntüsüne çirkinlik katıyor. Serbest limandaki tersanenin de bir an önce dışarı taşınması gerekiyor. Serbest bölge kapatılmalı ve kente (limana) verdiği “eksi” değerden bu kentimiz kurtarılmalı.

Öyle ki serbest bölgeler dünyanın her yerinde transit ihracatlar için kullanılıyor. Ülkemizde ise gelen mallar sadece iç piyasaya sürülüyor. Mesarya Ovası’nın Serbest Bölge olması konusunda çok sayıda görüş ve öneri var… Birçok kez bu gündeme geldi ama hayat bulamadı… Bugünlerde Serbest Liman’da dökme yükler, örneğin Kalecik Limanı’na yönlendirilebilir. Böylelikle hem Kalecik Limanı Karpaz bölgesinde gençlere istihdam kapısı olur hem de Mağusa’nın kimliğine kavuşması ve turizmin canlanması açısından faydalı olur… Kalecik’te kurulacak bir liman başkanlığı oranın kontrol edilmesi ve denetlenmesi bakımından işlevsel olabilir…

Mağusa’nın Serbest Liman garabetinden kurtarılması, kentin denizle kucaklaşması, limanın ve tarihi surların kimlik ve değer kazanması açısından önemlidir… Mağusa Belediye Başkanı İsmail Arter’in bu konuda alacağı her türlü kararı desteklemek ve katkı sunmak isteriz… Örneğin Karakol İlkokulu’nun, bir zamanlar benim de sıralarında okuduğum bu güzel mektebin çocukları son derece sağlıksız koşullarda eğitim görüyorlar… Bu okulun çocukları ve öğretmenleri Serbest Liman’daki kirlilikten ciddi olarak etkileniyorlar…

Serbest Liman denilen ve katkısından çok zararı olan bu mezbeleden antik kentimiz Mağusa ve Mağusalılar kurtarılmalı… Bunun bugüne kadar yapılmaması bile hepimizi utandırmalı…

Yazarın Tüm Yazıları
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!